Modern toplumlarda dinî kimlik, modernleşme ve sekülerleşme süreçlerinin dini toplumsal hayattan dışlayacağı yönündeki varsayımlara rağmen, anlam üretimi ve aidiyet duygusu açısından önemini sürdürmektedir. Bu makale, dinî kimliğin çağdaş toplumsal bağlamlarda nasıl inşa edildiğini kuramsal düzeyde ele almakta ve bu süreci aidiyet ile manevi dayanaklar kavramları üzerinden tartışmaktadır. Psikolojik ve sosyolojik kimlik kuramlarından yararlanan çalışma, dinî kimliği miras alınan gelenekler, bireysel tercihler, toplumsallaşma süreçleri ve kültürel anlatılar tarafından şekillenen dinamik ve çok katmanlı bir yapı olarak ele almaktadır. Dinî kimliğin yalnızca inanç ya da kurumsal bağlılıkla açıklanamayacağı; inanç, aidiyet ve pratik boyutlarının modern toplumlarda birbirinden ayrışabildiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda merhamet, adanmışlık ve anlam arayışı gibi manevi dayanakların, kimlik parçalanması ve kültürel çoğulluk karşısında bireylere istikrar ve ahlaki yönelim sağladığı ileri sürülmektedir. Makale, dinî kimliğin modern toplumda esnek, müzakereye açık ve bireysel iyi oluş ile toplumsal uyuma katkı sunan bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmaktadır.
In modern societies, religious identity continues to play a significant role in processes of meaning-making and belonging, despite assumptions that modernization and secularization would marginalize religion. This article offers a theoretical examination of how religious identity is constructed within contemporary social contexts, focusing on the interrelated dimensions of belonging and spiritual anchors. Drawing on psychological and sociological theories of identity, the study conceptualizes religious identity as a dynamic and multi-layered process shaped by inherited traditions, individual choice, socialization, and cultural narratives. It argues that religious identity cannot be reduced to belief or institutional affiliation alone, but rather emerges through the interaction of belief, belonging, and practice, which may diverge in modern individualized societies. Particular attention is given to the concept of spiritual anchors which provide stability and moral orientation amid identity fragmentation and cultural plurality. The article concludes that religious identity in modern society should be understood as a flexible and negotiated process that continues to contribute to individual well-being and social cohesion